Yükleniyor...
About

Doğal sabunun tarihi...

Geçmişi M.Ö. 6000’e kadar uzanan sabun kullanımı, günümüzde yaşantımızın önemli bir parçası haline gelmiştir. Zeytin bitkisinin yetiştiriciliğinin yapıldığı bölgelerde sıklıkla kullanılan zeytinyağı sabunu; günlük hayatımızın bir parçası olmakla kalmayıp, temizliğin, doğallığın ve sağlığında simgesi olmuştur. Zeytinyağı sabununun kalitesi; saflığından, yapımında kullanılan zeytinyağından ve üretim yönteminden ileri gelir. Sıcak sabun üretimi, soğuk sabun üretimi ve endüstriyal (sürekli) sabun üretimi olmak üzere; bilinen 3 farklı zeytinyağı sabunu üretim yöntemi vardır. Özellikle son yıllarda zeytinyağı sabunu yapımında; zeytinyağı kaynatılmadığı için sahip olduğu üstün özellikleri koruduğundan, soğuk sabun üretim yöntemi yaygınlık kazanmıştır. Bu yazıyla, sabunun ve soğuk zeytinyağı sabununun özelliklerinin yanı sıra; soğuk zeytinyağı sabunu üretim yöntemi ile diğer sabun üretim yöntemleri konuları ele alınmıştır.


Sümerlerden günümüze, sabunun 5000 yıllık tarihi incelendiğinde, Romalılar döneminde Mount Sapo’daki tapınakta adak edilen hayvanların ve aynı bölgede pişirme/ısınma için yakılan odunların küllerinin, ırmağa karışması sonucu, nehir eteklerinde suların köpürdüğü alanlarda giysilerin daha kolay ve etkin temizlendiğinin belirlenmesi üzerine, bu köpürme işlemine “Sapo” (sabun) dendiği rivayet edilmektedir.Sabunla ilgili olabilecek ilk yazılı kayıt; MÖ. 2500 yılında, Sümerlere ait olup, kül ve hayvan (keçi) yağı kullanarak yün temizlenmesiyle ilgilidir. Akadlar’ın, Babil Derebeyliği’nde; MÖ. 2200 yılı olarak tahmin edilen kil tabletlerde sinameki yağı ve alkali ile “sabun” tarifi bulunmuştur. Mısır’a ait tıp bilgilerini içeren; Ebers papirusu MÖ. 1550’da Mısırlılar’ın bitkisel ve hayvansal yağlar ve alkali tuzlarının karışımı ile sıklıkla temizlendiklerine değinir. Romalılar, sabunu bilmelerine rağmen yaygın olarak kullanmadılar. Sabunun değerini ilk olarak Araplar ve Türkler bilmiştir. Sabunu Avrupa’ya da Türklerin tanıttığı düşünülmektedir.

Vikingler ve Keltler de sabunu keşfetmişlerdir. Sabunu İngiltere’ye Keltlerin tanıttığı varsayılmaktadır. MS. 1000 civarındaki yazıtlarda sabundan, 1193’te Bristol’deki bazı sabunculardan bahsedilmektedir. 13. yy’da Marsilya, ilk büyük sabun üretim merkezi olarak ön plana çıkmış ve Orta Çağ boyunca da önemli bir üretim merkezi olmuştur. Diğer önemli sabun üretim merkezleri: İtalya’da Genova, Venedik ve Bari ile İspanya’da Castilla’dır. Bu dönemde; sabunlar zeytinyağından üretilmekteydi. Ticari açıdan, sabun üretimin teknikleri büyük sır olarak saklanırdı. Önemli miktarlarda üretilmesine rağmen, kullanımı seyrekti. İngiltere Kralı 4. Henry’nin 1399’daki “Banyo Buyruğu”nu asillerin en azından ömürlerinde 1 kere (şövalyelik töreninde) su dolu bir küvete girmelerini sağlamak için koyduğu söylenir. İspanya Kraliçesi Isabella, ömründe 2 kere banyo yapmakla övünmüştür. Bir kere doğduğunda ve bir kere de evlendiğinde. İngiltere Kraliçesi Elizabeth ise; “ihtiyacı olsun ya da olmasın” üç ayda bir banyo yaptığı için sofistike olarak adlandırılmıştır. İngiltere’nin 17. yy’daki “Koruyucu Lordu” Cromwell, sabun yapımı ve ithalini önemli düzeyde vergiye bağlamıştır. Kendisinden sonraki yöneticiler de bu yüksek vergileri sürdürmüşlerdir. Fransız kimyacı Nicolas Leblanc’ın 1791’de saf alkali elde etmesinin ardından, daha önceden kül ve hayvan yağlarıyla yapılan sabun, kostik ve zeytinyağı kullanılarak deneme yanılmadan uzak, formüle dayalı, tekrarlanabilir kalitede ve ticari olarak üretilmeye başlanmıştır. Buna rağmen, yüksek vergiler nedeniyle sabun üretimi 19. yy. ortalarında vergilerin kaldırılmasına kadar büyük ölçüde engellenmiştir. Aslında çok yakın bir geleceğe kadar, temizlik olumlu bir erdem olarak görülmez, banyo yapanlar çoğunlukla tuhaf karşılanırdı. Orta Çağdaki Yunan, Roma ve Türk Hamamları ise temizlikten ziyade sosyalleşme adına kullanılırdı. 15. yy’da yaşayanların nadir de olsa, banyo yaptığına dair bulgular olmasına rağmen, 17.yy’daki kayıtlarda “banyo” sözcüğüne rastlanmamaktadır. 18. yy’da ve 19. yy’ın başlarında, tıbbi veya güçlendirici tedavi olarak tekrar popülerlik kazanmıştır. “Su tedavisi” reçete eden doktorlar arttıkça, “banyo yapma fikri” kabul edilebilir hale gelmiştir. Sağlık nedenleri dışında da banyo yapma fikrinin yaygınlaşması, sabun üzerindeki vergilerin kalkmasıyla birleşince sabun üretimi ve tüketimi artmıştır.


Zeytinyağı sabununun farkı...
Sessiz Şifa

Zeytinyağı sabununun yapımı sırasında yağ kaynağı olarak sadece zeytinyağı kullanılır. “Zeytinyağlı sabun” adıyla satılan sabunların üretiminde zeytinyağından başka tohum ve hayvansal yağların içeriğinde olabileceği unutulmamalıdır. Zeytinyağı sabununda gliserolden ayrılan tekli doymamış başta oleik asittir. Optimum oranda Na (Sodyum) bağlarlar. Na’un tahriş edici etkisi azalır. Sabunlaşmayan tekli doymamış yağ asitleri, diğer bitkisel yağlardaki çoklu doymamış yağ asitlerine kıyasla, oksidasyona daha dirençlidir. Zeytinyağı sabunu; deri üzerinde tahriş ve sertleşme yapmadığı gibi, yumuşatıcı etkisi vardır.