Yükleniyor...
About

Zeytinyağı Mucizesi...

Zeytin, meyvesi ve yağı ile bizi beslemesinin yanında sağlığımız üzerine bazı yararları da olan bir bitkidir. Bu özelliği insanlık tarihi boyunca kabul edilmiş ve zeytinyağı ilaç olarak yüzyıllar öncesinde bile kullanılmıştır. Ülkemizde uzun yıllar, zeytin kolay ulaşılabildiği için her sofraya girmiş ve fakirin ekmeğinin katığı olmuştur. Bu benzetmeyi yağı için yazmak zordur çünkü her devirde fiyatı pek çok ailenin bütçesini zorlamıştır. Üstelik 1950’den sonra 50 yıl boyunca, lezzetli, dayanıklı, dolaptan çıkarılır çıkarılmaz ekmeğe sürülüp yenen, her şeyden önce sudan ucuz margarinler neredeyse tüm yağların yerine geçmiştir. Tıp bilimi, aterosklerozu ve dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarını önlemede gıdalardaki doğru yağlara yönelince, trans yağ asitleri içeren margarinleri kısıtlayıp, tekli (zeytinyağı) ve çoklu (ayçiçeğiyağı, mısıryağı) doymamış yağ asitlerinden zengin bitkisel sıvı yağları önermeye başlamış ve zeytinyağı kullanımı ülke genelinde tekrar gündeme gelmiştir. Bu yağlar, Ek Kitapta ateroskleroz başlığının diyetteki yağlar bölümünde daha geniş olarak anlatıldı. Aynı yıllarda omega 3 yağlarının orta derecede tüketildiği Akdeniz diyetinin yararları anlaşılmaya başlamış ve bu diyette ana yağın zeytinyağı olduğu hatırlanmıştır. Son zamanlarda tıp bilimi aterosklerozu önlemede ve tedavisinde Akdeniz diyetini ideal diyet olarak benimsemektedir. Bu diyetin ana unsurları, antioksidan özelliği bulunan polifenollerden zengin meyve ve sebzeler, balık ve zeytinyağıdır. Akdeniz diyetinde tereyağı, içyağı, kuyrukyağı gibi doymuş yağlar ve omega 6 doymamış yağlar az miktarda bulunur. Ayrıca Akdeniz diyetinin kişileri meme kanseri başta olmak kanser oluşmasından da koruduğu anlaşılmıştır (2). Yeni yayınlamış, kalp ve damar hastalığı riski taşıyan 7444 kişiyi kapsayan çok detaylı bir çalışmada da, Akdeniz diyetinin kalp damar hastalıklarını önlemede yararını kanıtlamıştır.

Aynı yıllarda omega 3 yağlarının orta derecede tüketildiği Akdeniz diyetinin yararları anlaşılmaya başlamış ve bu diyette ana yağın zeytinyağı olduğu hatırlanmıştır. Son zamanlarda tıp bilimi aterosklerozu önlemede ve tedavisinde Akdeniz diyetini ideal diyet olarak benimsemektedir. Bu diyetin ana unsurları, antioksidan özelliği bulunan polifenollerden zengin meyve ve sebzeler, balık ve zeytinyağıdır. Akdeniz diyetinde tereyağı, içyağı, kuyrukyağı gibi doymuş yağlar ve omega 6 doymamış yağlar az miktarda bulunur. Ayrıca Akdeniz diyetinin kişileri meme kanseri başta olmak kanser oluşmasından da koruduğu anlaşılmıştır (2). Yeni yayınlamış, kalp ve damar hastalığı riski taşıyan 7444 kişiyi kapsayan çok detaylı bir çalışmada da, Akdeniz diyetinin kalp damar hastalıklarını önlemede yararını kanıtlamıştır (3).

Günümüzde, her ne kadar hayvansal kaynaklı doymuş yağ asitlerinden zengin yağların zararlı olmadığı gösterilse de, kalp damar hastalıklarından korunmada ideal diyet olan Akdeniz diyetinin ana yağı zeytinyağıdır. Zeytinyağı moleküler özelliği özelliği ile aterosklerozda tanımlanan doğru yağlar arasında yer alırken antioksidan özelliği ile de kalp damar hastalıklarından korunmada etkilidir. Zeytinyağındaki antioksidan özellik, zeytine acı tadı veren bir polifenol olan oleuropein molekülüne bağlıdır. Acısından uzaklaştırılarak yenecek duruma getirilen zeytinde bu maddenin miktarı da azalır ve hidrolize olarak hydroxytyrosole dönüşür (4). Normalde vücut hücreleri enerji üretirken, serbest radikaller (oksijen ve nitrojen türleri) adı verilen maddeler açığa çıkar ve vücut tarafından oluşturulan antioksidan savunmayla ortadan kaldırılır. Meyve ve sebzelere renk veren polifenoller de antioksidandır ve benzer etkiyi yaparlar. Serbest radikaller kötü kolesterol olarak bilinen LDL’yi okside edip oxLDL’ ye dönüştürürler. oxLDL günümüzde ateroskleroz plaklarının oluşmasında ana sorumlu olarak kabul edilmektedir. Bu konuda iltihapta açığa çıkan çeşitli maddeleri değerlendirerek yapılan çok sayıda çalışma bulunmaktadır ama bence en önemlisi hem oleuropeinin hem de hydroxytyrosolün mast hücrelerinin uyarılmasını azaltan etkilerini saptayan çalışmadır (6). Günümüzde artık mast hücrelerinin bağışıklık hücrelerinin ve iltihabın yöneticisi olduğu anlaşıldığına göre, zeytin ve zeytinyağı, mast hücreleriyle ilişkili bulunan, altında farklı şiddette iltihabın yattığı pek çok hastalığın önlenmesinde ve hatta tedavisinde yararlı olabilir. Bunlar arasında ön sırada otoimmün hastalıklar yer alır. Bu yararlı etkisi de antioksidan özelliği ile açıklanmaktadır (4). Ancak nörolojik hastalıklar üzerindeki olumlu etkisini mast hücrelerinin uyarılmalarını azaltmasına bağlamak mümkündür. Üstelik sadece sızma yağda bulunan oleuropeinin değil zeytindeki hydroxytyrosolün de mast hücreleri üzerine benzer etkisinin bulunması (6) umut verici bir bilgidir. Şu anda ülkemizde sızma zeytin yağı çok pahalı olup ulaşılması pek çok aile için mümkün değildir. Ancak zeytinde bulunan madde de mast hücreleriyle ilişkili hastalıklarda benzer koruyucu etkilere sahip gibi durmaktadır. Arzu edilen, bu sağlık kaynağı bitkinin uygun şekilde hazırlanmış meyvesine ve yağına ulaşmaktır. Kasım aralık aylarında semt pazarlarından alınan zeytinler, kayatuzu eklenip cam kavanozlarda saklanarak yıl içerisinde tüketilebilir. Yeşil zeytini limontuzu eklemeden sadece su değişimleri ve kayatuzu ile hazırlamak mümkündür.


Hülya Uzunismail...
Kaynakça

Kitap: Artık Hastalığımla Baş Edebiliyorum (Mast Hücrelerinin Gizi), Nobel Tıp Kitabevleri